‘Dark Deep Darkness and Splendor’: Yaratımın Karanlık Görkemi

Galerist, küratörlüğü Karoly Aliotti ve Nilüfer Şaşmazer’e ait olan ‘Dark Deep Darkness and Splendor’ adlı sergiyi 27 Nisan – 10 Haziran tarihleri arasında misafir ediyor. 19 sanatçının yerleştirmeleriyle oluşan sergi, başlığını David Lynch’in Dark Deep Darkness adlı taş baskı eserinden alıyor.

david lynch dark deep darkness
David Lynch ‘Dark Deep Darkness’

Ünlü Yönetmen David Lynch’in Japon Bunko-shi kağıdı üzerine yaptığı litografi olan Dark Deep Darkness eserinde yazı sistemiyle piktografiyi bir arada kullanması, düşünceyi anlamlandırma, ifade etme yaklaşımlarını kadim geleneklere atıfta bulunduğu izlenimini uyandırıyor. Litografide şöyle yazıyor: “ Kara . Her tarafta Derin Karanlık ve İhtişam. (Bu Karanlık) köklerdeydi, ve, altında ve bir ağaç belirdi ve üzerinde yıldızlarla bir ev – evin içinde görmek için gözleri olan ve uzanmak için uzun kolları olan bir adam –  her yerde bu ihtişamı gördü ve bu derin karanlığa ulaşarak kendi kendini gördü.” Metinde “ağaç, ev, yıldız ve gözler” kelimeleri geçerken sanatçının bu kelimelerin piktogramlarını da çizmesi, hikayesindeki temasını oluşturuyor. Koyu karanlık imgesi, varlığın başlangıcı, kozmos, hiçlik, bilinmezlik, ürperti gibi çağrışımlarla bir ağacın belirmesi; toprak, ev, yıldızlarla beliren insan görüntüsü hep birlikte genesis (yaratılış) hikayesini anımsatıyor. Yaratılış hikayesinin en başındaki karanlık kozmos, varlığa evrilmesiyle derin karanlığın özündeki yaratıcı, doğurgan, dönüştürücü ve var-edici gücünü temsil ediyor. Karanlık ve ihtişamın varlık sahasındaki raksına işaret ederken sanatçının terennüm ettiği yaratılış hikayesi aslında insanın kendi içinde yaşadığı içsel yolculuğun da hikayesi aynı zamanda. Derin karanlığın – karanlığa dair tüm çağrışımların –  bir ihtişam ve görkeme gebe olduğu vurgusu bir litografi aracılığıyla yapılıyor olması ayrıca manidar.

Sibel Horada’nın ‘Forest’ adlı yerleştirmesi Lycnh’in hikayesindeki ‘ağaç’ temasının ayağını oluşturuyor. Varlık sahasının yegane imgesi, toprak ve dahi toprak ana bir rahim misali içinde  büyüttüğüne can verir. Büyütme ve husule getirme fiillerini gerçekleştiren toprağın can vermesine ve dikey hareketliliğe en iyi örnek ağaç gibidir. Kapkaranlık toprak ağaç verir. Varlık temasının yerle gök arasındaki ilişkisine en iyi metafordur ağaç. Ağaç karanlık gizin görkeme evrilmesindeki birinci duraktır. Yine Lynch’e ait ‘Mountain with Eye’ isimli litografi Horada’nın ağaç yerleştirmesinin olduğu mekanda göz kırpar. Korkunç bir dağ ve gözünün göğe bakar konumu, toprağın, yer ve gök arasındaki ilişkiselliğine işaret ederken göz jesti bir farkındalık hareketi gibidir. Dağ resminin karanlık olması ise başlıbaşına görkem ve ihtişama dair kelime oyununa benzer.

Jason Martini ‘Flintwichthicken’ isimli mixed media eseri simsiyah bir heyula tasviri oluşum öncesi karanlığa imada bulunurken aynı zamanda taşı da simgeler. Dağdaki taş sert yapısıyla yapı-inşa malzemesi olarak mekana, ve dolaylı olarak Lynch’in hikayesindeki “ev” gibi okunabilir. Sergideki aynı mekana yerleştirilern  Bilge Friedlander’ın “Homage to Sinan” adlı işi de “ev” simgesine paralel olarak mekan yaratmak fikrini akla getirir. Bir kitabın sayfaları üzerindeki tasvirler Mimar Sinan’a dair bir göndermeyle mekan yaratımının izlerini hatırlatır. Yine aynı sergi odasındaki diğer yerleştirme olan Füsun Onur’a ait “Dividing Space on a White Piece of Paper” adlı siyah beyaz mürekkep çalışması mekan ve alan yaratmanın sınırlarını hatırlatır. Taşa biçim veren mimari siyah beyaz imiyle yer gök arasında inşa edilen bir varlık enstrumanı gibi işlerken Heidegger’in “köprü” kavramıyla ifade ettiği “toprak (yeryüzü), gök (gökyüzü), ölümlüler (insan) ve tanrısallar (tanrı)” dörtlüyü hatırlatır: “… şiirsel biçimde, insan mesken tutar.”

Nermin Er’in “Ink” adlı video yerleştirmesi ve “Untitled” isimli eseri, mürekkepin suyla birleşmesi, kanın damarlarda yayılması örüntülerini hatırlatan filminde bir rahimde meydana gelen insanı da çağrıştırır. Mürekkep yoğun kıvamıyla akarak iz bırakır. Oluşum fikrinin akmak ve dökülmek fiilleri ile yaratımı gerçekleştirmesi süre-giden bir hikayedir. Galerist’in sergi tanıtım yazsında bahsettiği gibi Garcia Lorca’nın  duende benzetmesiyle “içerideki dışarıya tekrarlanmayacak bir şarkı gibi akar.”

david lynch nd sibel horada.png

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: